20 Kasım 2012 Salı

Tarihteki büyük aşklar: Justinian & Theodora

Tarihteki büyük aşklar: Justinian & Theodora


Theodora, Sultanahmet'te hepimizin bildiği  Ayasofya'yı yaptıran, ünlü Bizans İmparatoru Justinian'in (Jüstinyen) eşiydi.


İtalya'nın Ravenna kentindeki mozaiklerde Theodora

Kanuni'nin Hürrem'i bir cariye iken alıp, baştacı etmesi misali; Justinian da kötü şöhretli bir dansçı olduğu iddia edilen Theodora'yı alıp imparatoriçe ilan etmiştir.


Yine Ravenna'da Justinian ve devlet erkanı


Aynı mozaikten bir detay

Rivayete göre Theodora ile evlenmeleri için Justinyen'in annesinin ölümünü beklemek zorunda kalmışlar. Zira Bizans yasaları soylu olmayan bir dansçı ile imparatorun evlenmesine müsaade etmemekteymiş. Annesinin rızası olmadan bu işe kalkışamayan Justinian, ancak ölümünden sonra yasaları değiştirmiş ve Theodora'ya resmi nikahı kıyıp, İmparatoriçe ilan etmiş.

Günümüz Ayasofya'sının sütun başlıklarındaki monogramlarda dahi ikisinin isimlerinin baş harfleri Grekçe olarak görülebilmektedir. İkili 6.Yy'da, Napoleon Bonaparte ile Josephine gibi, Kanuni Sultan Süleyman ile Haseki Hürrem Sultan gibi bir aşk yaşamışlar.

Justinian da diğer iki aşık hükümdar gibi iktidarının bir çok döneminde, güçlü bir kadın olarak bilinen theodora'nın etkisi altında kalmış. 

Tarih iki büyük olayda Theodora'nın güçlü kişiliğinin izlerini not etmiştir. Önce kısa bir hikaye anlatalım.

Bizans İmparatorluğu döneminde, Roma İmparatorluğu'ndan kalan bir miras olan araba yarışları halkın en büyük eğlencesiydi. Fakat hipodromlarda yapılan bu yarışların bir başka özelliği de, aynı zamanda bir siyaset arenası olmalarıydı. Takımlar, maviler ve yeşiller olarak iki ana grup halindeydi. Bu takımların aynı zamanda bugünün siyasi partileri gibi bazı politik anlamları vardı. Örneğin maviler daha çok soylu kesimi yani aristokratları temsil ederken, yeşiller ise tüccar, esnaf ve çiftçi gibi halkın daha emekçi topluluklarından kendine taraftar buluyordu. Bir hükümdar iktidara geldiğinde hangi takımdan yana olursa, bu onun gelecekte sergileyeceği siyasetin de bir göstergesi sayılıyordu.



Justinyen tahta çıktığı andan itibaren mavileri desteklemişti. Çıkardığı yasalar halkın alt tabakalarında tepki topluyordu. Yeni imparatora karşı gittikçe büyüyen nefret, 532 yılında bugünkü Sultanahmet bölgesinde bulunan hipodromda kendini gösterdi. Hipodromda konuşma yapan justinian'ı protesto eden bir grup, halkı ateşledi ve olaylar büyüyünce Justinyen apar topar saraya kaçırıldı.


Sultanahmet Atmeydanı (Hipodrom) geçmişte buna benzer bir yerdi. Kuzeyinde ise bugünkü Sultanahmet Camii'nin olduğu yerde Bizans'ın Büyük Saray'ı bulunmaktaydı. İmparatorun bu resimde de temsili bulunan locadan müsabakaları izlediği ve loca ile saray arasındaki gizli bir geçitten saraya ivedilikle geçebildiği rivayet edilir. 

İmpatator tam sahildeki bir tekne aracılığı ile Constantinopolis'i terk edecekken, eşi Theodora kendisine tarihi bir söz söyledi: "Bizim gibi imparator ve imparatoriçe giysisini bir kez üstüne geçiren insanlar, saltanatı terk ederek normal insanlar gibi yaşamamalı ve gerekiyorsa bu giysiler içinde ölmelidir." Bunun üzerine istanbul'u terk etmekten vaz geçen Justinyen, iran sınırına sefere çıkan meşhur komutanı Flavius Belisarius'u çağırır. Ünlü general istanbul'a gelene kadar çalkalanan şehirde sağ kalmayı başaran Jüstinyen, Belisarius'un gelmesi ile mutlak bir ölümden kurtulur. Rivayet odur ki, Belisarius hipodromda kırk bin kişiyi kılıçtan geçirerek isyanı bastırmıştır. Jüstinyen, bu isyanda yanan II. dönem Ayasofyasının yerine günümüzün anlı şanlı Ayasofya'sını inşa ettirmiştir. (M.S.532-537)


Ayasofya inşasının tamamlandığı 537 yılından itibaren yüzlerce yıl dünyanın en büyük ibadethanesi olarak kalmıştır. Halen de dünyanın en büyük mabedlerinden biridir.

Theodora'nın  yapımına bu kez direk etki ettiği ikinci yapı vardır. İmparatoriçe Ayasofya'dan 5 sene önce Sergios Bacchus isimli kilisenin yapımını başlatmıştır. (527) Bu küçük kilise mimari açıdan görkemli Ayasofya'nın küçük bir modeli, bir provası olarak kabul edilir. Şimdi ise yorucu Sultanahmet gezilerinin sonunda avlusunda çay içtiğimiz ve hayranlıkla izlediğimiz Küçük Ayasofya Camii olarak varlığını sürdürmektedir.


Sevimli Küçük Ayasofya Camii

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder